Alt benliğin kendisine bulduğu alan: Sosyal Medya
Zaman hızlandı, biz de tek noktaya odaklanma konseptinden hızla uzaklaşıyoruz. Tv izlerken mutlaka laptop ya da telefondan sosyal medya platformlarını takip etmek başta olmak üzere internet ile meşkul oluyoruz. Trafikte otomobil kullanırken her durduğumuzda, toplu taşımada ise yol boyunca etkileşiyoruz. Metroda bir çok noktada bağlantı bulunmuyor. Bu sebeple aklında gelen tweet’i bu çekmeyen noktada hazırlayıp bağlantı bulur bulmaz gönderenlere şahit oldum. Kısacası refleks – aktif bir toplum olduk, durduğumuz yerde duramıyoruz.
Durmamız da gerekmiyor tabii ki. Teknolojinin imkanlarından faydalanmak, daha çok iletişim içerisinde bulunmak günümüzün rutin insan karakteri haline geldi. Tüm bu etkileşim hızı iletişim; doğrudan iletişimde söylenemeyen, eleştirilemeyen, tepki gösterilemeyen konularda gizli rahatlama unsuru olarak insanları farklı bir karakteristik yapıya büründürdü.
Daha agresif, daha az beğenen, anlık, düşünmeden duygu patlamarını yansıtan, iletişime geçtiği kitlenin büyüklüğünü düşünmeden yapılan paylaşımlar öne çıktı. Beğenmediğimiz bir ürünle ilgili yorumumuzda, kötü bir servisi eleştirirken, tv’de bir programda yapılan bir hareketi beğenmediğimizde ve tabii ki en önemlisi taraf olunan konularda –örneğin futbol- kendi düşüncemizi savunmada çok agresif bir hale geldik.
Bütün bu değerlendirmelerin içerisine kendimi de kattığımı söylemeliyim. Zira yaptığımız yorumlar, bahsetmek istediğimiz kişilerden çok daha farklı kişilerin alınmalarına ve size tavır yapmalarına neden olabilir. Siz bu tavrı farketmeyebilir ya da farketseniz de nedenini bilmediğiniz için garipseyebilir karşı bir tavır gösterebilirsiniz. Alın size aşırı iletişimin neden olduğu bir kaza.
Kimi zaman ise insanların agresif yönlerinin dışında çok bilinmeyen espri yeteneği, yaptığı yorumlarla yine farkında olunmayan ilginç yaklaşım özellikleri ortaya çıkabiliyor. Hiç beklemediğiniz kişileri bu yönleri ile yeniden tanıyoruz ki bazen bu tanıma beraberinde daha sıkı dostlukları da beraberinde getiriyor.
Bir de her gittiğimiz yeri işaretleme, yediğimizi içtiğimizi fotoğraflayarak paylaşma alışkanlığımız iyece yerleşti. Ben bunun eleştirilecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bahsettiğim refleks – aktif iletişimin kişilere yansıyan bir diğer noktası bu. Ben de gittiğim yeri ve çok güzel bulduğun yemeği, ilginç gelen bir aktiviteyi fotoğraflayarak paylaşmayı çok seviyorum. Arkadaşlarımla paylaşıyor, yorumluyorum. Gitmek istediğim bir yere daha önce gitmiş arkadaşlarımı bu sayede biliyor ve fikirlerini soruyorum. Aynı şey benim için de geçerli.
Burada yeni yeni yerleşen ve çok yakın bir gelecekte artık standart olacak sosyal aktif ve yerinde reklam iletişimleri önem kazanıyor. Bu konuyu da başka bir yazıya sakladım.


